İnsanlar bu bayramı da şeker tadında yaşamak isterdi ama, olmadı işte! Ağzımızın tadı yok! Bayramda sevdiklerini hapishanelerde görmek için bekleşenler, anneler, babalar, aileler çoğaldıkça, şehit mezarlarına yapılan o hüzünlü bayram ziyaretlerini gördükçe, yoksulluğun derinleştiğine şahit oldukça, haksızlık arttıkça; hepimiz için, huzur ve mutluluk da aynı oranda azalıyor! Hatta ruh sağlığımız da bozuluyor! Yüzümüz gülmüyor!
Yaşlı dünyamız, iyiler ve kötüler arasında binlerce yıldır süren savaşların şahidi olmuş! İnsanlık; tarih boyunca kötülerin elinde huzur bulmamış! Oysa bir parça huzur, yaralı ruhlara ne kadar iyi gelirdi, öyle değil mi?
“ Dünya, yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.” Demiş Albert Einstein.
İyilerin ve kötülerin savaşı hiç bitmiyor ve belli ki hiç bitmeyecek! İnsanoğlunun kısacık ömrü, bu savaşın içinde heba olup gidecek!
İnsanlar “ kötü “ ya da “ iyi” olarak doğmazlar. Hatta içlerinde her zaman iyilik ve kötülük duygularını da barındırırlar. Ama bazılarında hep kötülüğe yönelme vardır. Bunun nedenleri üzerinde kafa yoranlar olmuş tabii.
Mesela Andre Maurois bunlardan biri. O diyor ki:
“ İnsanların kötülüğüne son yoktur ve bunun büyük kısmı; kıskançlıkla, korkudan meydana gelir.”
Yine bu konuda:
“ Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe, daha çok azarlar.” Diyor Şeyh Şadi Şirazi
Kötüler ve kötülükler, iyi insanların hayatını zorlaştırır, ama aynı zamanda onların direnme ve mücadele etme gücünü arttırır. Çünkü insanoğlu için, kötülüğe karşı savaşmak, ona katlanmaktan daha onurlu bir şeydir. Her ne kadar zor olsa da; kötülerle ve kötülükle karşılaşmamanız dileğiyle…