“ Eskiden hayallerimiz vardı gerçekleştirmeyi umduğumuz. Şimdi bırakın gerçekleştirmeyi; umabilmek, en büyük hayalimiz oldu.” Demiş Pablo Neruda. Sanki tam da içinde bulunduğumuz durumu anlatmış bu sözlerle.

Gerçekten de dönüp geriye baktığımızda, eskiden yaşadığımız her şeyi arar olduk. Neşeyle yaşadığımız bayramları, eski dostlukları, eskiden hayatımıza giren o vefalı komşuları, sevgi ve saygı dolu, incelikli ve naif dili, nezaketi, güveni, dürüstlüğü, eskiden bütün topluma hakim olan güzel ve mutlu iklimi; istisnasız hepimiz özlüyoruz!

Eski huzurumuzu, refahımızı, kimsenin karışmadığı küçük mutlu dünyamızı arar olduk! Artık, aramızda büyük uçurumların olmadığı, ayrımcılığın yaygınlaşmadığı o eski günlerin, geri geleceği umudunu da yitirdik sanki!

Eskiden utanma vardı, vicdan vardı, ar, namus vardı. Bunlar en önemli değerlerdi toplumumuz için. Yine var ama: Şimdi bu değerlere sahip insanlar, toplum içinde hak ettikleri değeri göremez oldular! Ne acı değil mi?

Kara bir kıştan sonra umutsuzca baharı bekler gibiyiz. Baharın gelişi geciktikçe korkuyoruz, ya hiç gelmezse diye. Oysa Pablo Neruda ne güzel söylemiş:

“ Tüm çiçekleri kopartabilirler, ama yine de baharın gelmesini asla engelleyemezler. “

Eskiden “Göz koymak” yoktu, “ göz kulak olmak” vardı. “ Aç gözlü olmak”ayıptı, “ Tok gözlü olmak “ Erdemdi. (şimdi enayilik olarak görülüyor.)

Eskiden, “Göz dikmek”, “Gözü açık olmak” yadırganırdı. Şimdi “ Gözünü karartan” “ Gözdağı veren” Her türlü kötülüğü “göze alıyor” ve her yol mübah anlayışıyla, emeksiz kazanmak istiyor! Sanki eskiden varolan bütün güzel değerlerimizi hızla kirletiyorlar!

Bu bayram eski güzel günlerimizi yeniden canlandıran bir bayram olsun diyor, bayramınızı kutluyorum.