Neredesiniz, Türkiye’nin siyaset bilimcileri?

Reise yağ çekmek için bazı “klavye silahşorları” salyalar akıtarak, Atamızın emriyle İsmet Paşanın imzaladığı Lozan antlaşmasına istinaden, güya yeraltı madden kaynaklarını çıkarma yasağı varmış diye “boş boğazlık” yapanlara çıkıp tek laf edemediniz.

2023’de 100 yıllık antlaşmanın süresi bitmiş olduğuna göre Türkiye’de zengin olacakmış!

Hadi oradan haddini bilmez okumuş cahiller…

İşiniz gücünüz yalan, palavra ve iftira, yağcılık ve yağdancılık yapmaktır!

Aslın da Lozan antlaşmasınna göre yabancı firmalar maden “çıkarmaz” yasağı yok. Faraza olsaydı, 100 yılık Lozan antlaşması 2023’da biti ‘de ne oldu?

Enflasyon, devalüasyon, yokluk, yoksulluk, işsizlik mi bitti?

Lozan Antlaşmasına, yabancılara maden arama “yapamazlar” yasağı konmuş olsaydı, Müslüman geçinen sağ muhafazakarların Reisi 2004 yılında yabancı firmalar “maden çıkara bilirler” diye kanun çıkara bilir miydi?

Yani bunlar “çamur at izi kalsın” sözünü meslek edinmişler.

Maden çıkarma ruhsatı vermiş olduğunuz şirketleri de gördük. Balıkesir/Kaz Dağları ve Erzincan/ İliç nahiyesi gibi binlerce yerlerin suyunu, toprağını zehirleyip insanlarımızın ölümlerine sebep oldular.

Hani, maden çıkarma ABD ve AB müsaadesi 2023 de 100 yılı tamamlandıktan sonra tüm yer altı kaynaklarını çıkartarak Türkiye’yi cennete çevirecektiniz?

Ne oldu?

Demek ki boş lakırdı tencere kaynatmadığı gibi karın da doyuramazmış.

İşte o günden bugüne ülkenin altını üstüne getirip bizi zehirlemekle kalmayıp 20 yıldan beri yeni madden çıkarma uğruna dağımızı, ormanımızı, bağımızı bahçemizi ve milletimizi zehirlemiyorlar mı?

Hani sizin beğenmediğiniz o iki "Ayaş” avrya, onların ölüsü dahi sizin diriniz ’den de dilinizden de, özde seğil sözdeyapmış olduğunuz dininiz den de çok çok daha önemli ve kıymetlidir.

Ne demiş bizim mey zade Tevfik Fikret.

“Rakı, şarap içiyorsam sana ne

Yaksa sana bir zararım içerim

İkimiz de gelsek kıldan köprüye

Ben dürüssem sarhoş iken geçerim” Demiş ya…

Ayrıca Fıransız Aydınlanma filozofu Jean- yacques Rousseau derki, “Sarhoş bir zihin, ayık bir yürekle konuşur.

Bilmem anlata bildim mi?

Ama nerde… O günler….

Ve……….

Bu nebiçim kin?

Bune biçim nefret ki; Diyanet, Çanekale şehitlerini anarken dahi Ülkenin korucusuve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve en yakın arkaşlarını dayi ismlerineden korktuğunuz için anmıyor.

Aslından soruyu şöyle sormak lazım; bu ne biçim Diyanet!

Bu ne nasıl bir ihanetet!