Belki de adına en çok slogan üretilen kent Antalya..

Göç nedeniyle nüfusu sürekli artan Antalya, sloganlara göre sorunsuz, herkesin favorisi bir kent..

1970'li yıllara kadar küçük bir Anadolu kenti konumundaki Antalya'nın dünyaya açılımı şüphesiz ki turizmle oldu..

Antalya, turizmde öylesine hızlı bir yükseliş gösterdi ki slogan üreticiler, "Turizmin Başkenti"ni üretmekte zorlanmadılar.

Turizmle birlikte Antalya'ya iç göç başladı, hem de akın akın..

Basında Antalya ile ilgili biraz da abartı katılan haberleri okuyanlar, şimdiler de büyük oranda sancı yaratan iç göçü başlattılar..

Bir zamanlar İstanbul için "Taşı toprağı altın" diyenler, Antalya'yı vitrine çıkardılar son çeyrek asırda..

Antalya'ya başlayan akın, inşaat sektörünü parlayan yıldız haline getirirken, yapılaşmanın özendirilmesi ile birlikte yerel yönetimler de bakış açılarını değiştirmeye, Antalya'nın vitrinini değiştirmeye çaba göstermeye başladılar.

Vitrinin iyileştirilmesi ile birlikte Antalya'ya bu kez " Avrupa Kenti" sloganı bulundu, bu slogan çok tutmasa siyasiler için iyi bir propaganda malzemesi oldu.

Bir zamanlar 'Portakal çiçeği kokuları" ile anılan Antalya'da son yıllarda rezidansların daha çok konuşulur olması da kentin geleceğinin planlanmasında rantın öne çıktığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Antalya, hızla büyüyor, bu büyümenin sancılı olduğu da yadsınamaz bir gerçek..

Eskiden 'emekli kenti' olarak da bilinen Antalya'da son yıllarda yaşamın zorlaştığını da kabul etmek gerekli..

Hayatlarının en verimli yıllarını bu ülkeye hizmet ederek geçiren ve ömürlerinin son yıllarında daha yaşanabilir bir kent olduğu için Antalya'yı seçenlerin, son yıllarda Antalya'dan kaçtıkları da araştırmalarla ortaya çıkıyor.

İşte bu kaçışın bir ürünüdür Antalya'nın yaşamını kolaylaştırma girişimleri..

Antalya, eski cazibesini kazanır mı, yoksa yaşam giderek zorlaşır mı bunu şimdiden kestirmek güç.

Ancak, kişi başına düşen motorlu araç sayısında Türkiye üçüncüsü konumunda olan Antalya'da, yayaların da yaşama hakkının bulunduğu bilinci ile "Yaya Dostu Kent" sloganı devreye sokuldu.

Bu noktada Konyaaltı Caddesi'nde uygulama bölümü de seçildi..

Pekala başarılı oldu mu ?

Bu konuda iyimser olmaya gerek yok, Antalya'da sürücüler yayalara asla saygılı değil..

Siz siz olun trafik ışıklarına aldanmayın, hem yaralanır, sakat kalırsınız, hem de bir güzel dayak yersiniz, elbette hayata kalabilirseniz..

O nedenle ben bu "Yaya Dostu Kent" sloganına gülüp geçiyorum..

Antalya'da 07 plakası taşıyan çok az aracın sürücüsü kurallara ve yayalara saygılı..

Bir de "Kadın Dostu Kent" oldu Antalya..

Bu slogan da komik geliyor rakamlara bakınca..

Resmi verilere göre, Antalya'da 2012 yılının ilk 9 ayında 8 bin 489 kadın şiddete uğramış..

İlginçtir Antalya, kadın dostu kent olduktan sonra kadına yönelik şiddet daha da artmış..

Antalya Büyükşehir Belediyesi'nce AKM'de düzenlenen 2. Kadın Zirvesi'nde konuşan Antalya Vali Yardımcısı Halil Serdar Cevheroğlu, Antalya'da sadece 3 kadın sığınma evi bulunduğunu, merkez ilçe Muratpaşa'da kocasından, ya da aile fertlerinden şiddet gören bin 500 kadın için koruma kararı alındığını, ancak Muratpaşa'da sadece 750 polisin görev yaptığını açıkladı..

Yani şiddet gördüğü için, hayatından endişe edip, "kocam beni öldürecek" diyerek devlete sığınan şiddet mağduru kadınları devletin koruması hemen hemen olanaksız..

Vali Yardımcısı Cevheroğlu'nun şu sözleri de çarpıcı :

"Şiddet gören kadınlara yardım ettiğimizde suçlanıyoruz"

Şimdi anladınız mı Antalya'nın bir slogan kenti olduğunu..

Adet yerini bulsun türünden projeler üretildiğini..

Bir de Antalya için "İlklerin kenti" yakıştırması var..

Bazıları çok ama çok komik olan bu ilkler konusunu da bir başka gün sizlerle paylaşmaya çalışacağım..

Siz şimdilik sloganlarla idare edin..