Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Özer Çalış, sebzede hastalık yapan organizmaları önlemek için kullanılan kimyasalların genel isminin pestisitler olduğunu belirterek, Antalya’nın üretimin hem merkezi hem de kimyasalların en fazla kullanıldığı yer olduğunun altını çizdi. Yüksek dozlarda kimyasal kullanmanın hem maliyetli hem de çevre ve insan sağlığının tehdit ettiğini dile getiren Çalış, “Artık öyle bir noktaya geldik ki kimse yediği sebze veya meyvenin üzerinde kimyasal kalıntısı istemiyor.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özer Çalış, tarımda pestisit ve çözüm önerileri hakkında bilgiler verdi.

Antalya’nın tarımsal üretimde bir merkez durumunda olduğunu dile getiren Çalış, özelikle kışlık yapılan üretim kapsamında domatesin yüzde 60’ını, biberin yüzde 80’ini, patlıcan ve taze fasulyenin tamamının Antalya’da üretildiğini kaydetti.

Bu kadar önemli bir yelpazede hastalık ve zararlıların çok büyük ürün kayıplarına neden olduğunun altını çizen Çalış, “Zararlılar bizim bitkimiz üzerinde direk beslenen başta böcek, kırmızı örümcek, solucanlar, salyangozlar, sümüklü böcekler, nematodlar meyvelerde beslenerek zarar oluşturuyor. Bunun dışında da hastalık yapan funguslar, bakteriler, virüsler mikroorganizmalar var. Yabancı otları da bitkilerde hastalık yapan canlılar olarak söyleyebiliriz. Bunları öldürmek için bizler özel kimyasallar kullanıyoruz. Kullandığımız kimyasalların genel ismi pestisit diye geçiyor. Bizler üretimde çok miktarda pestisit kullanıyoruz. Bunlara baktığımızda özellikle içinde etkili bir aktif madde dolgu maddesi ve diğer maddelerden oluşuyor. Biz en kolay mücadele yöntemi olarak bu kimyasalları kullanıyoruz.” diye konuştu.

"Antalya'da Kimyasal Yüksek Kullanılıyor"

Kimyasalların atıldıktan sonra ertesi gün veya birkaç saat içinde sonuçlarının görülebildiğini dile getiren Çalış,  Antalya’nın üretimin hem merkezi hem de kimyasalların en fazla kullanıldığı yer olduğunun altını çizdi. Bu kimyasalların çok ciddi problemler oluşturduğuna değinen Çalış, bir dönem sıkça kullanılan DDT üzerinden örnekler verdi.

Antalya Kimyasalların En Fazla Kullanıldığı Şehir 2

"Kimse Kimyasal Kalıntı İstemiyor"

Kimyasallar nedeniyle çevrenin giderek kirlendiğini ifade eden Çalış,“ Uygulayıcıların, bu kullanılan kimyasallardan olumsuz etkilenmeleri söz konusu. Kimyasalları; böcekler, funguslar, mikroorganizmalar vücutlarına alıyorlar ve direnç geliştiriyorlar. Bir süre sonra atmış olduğunuz kimyasal oradaki zararlı yada hastalık etmenini öldürmeye yetmiyor. Bu sefer daha yüksek dozlarda kullanmak gerekiyor. Buda hem maliyet hem de çevrenin insan sağlığının tehdit edilmesine neden oluyor. Artık öyle bir noktaya geldik ki yediği sebze veya meyvenin üzerinde kimyasal kalıntısı istemiyor. Kimse sentetik organik olmayan kimyasalları tüketmek istemiyor.” şeklinde konuştu.

"Sera İçine Serilen Naylon ile Doğal Mücadele"

Antalya’nın güneşten tarımda olumlu  bir çok yönde faydalandığını aktaran Çalış, “Bu ışığı seralarımızda kullanıyoruz. Solarizasyon yapıyoruz. Özellikle toprağımızın iletkenliğini sulayarak arttırıyoruz, üzerini şeffaf plastikle kaplıyoruz. Haziran ayında pencereleri kapatarak, üst katmanda sıcaklık 80-90 derecelere kadar çıkıyor. Adete sera toprağını kavuruyoruz. Toprak içindeki yabancı ot tohumlarını, fungusları, nematodları, böceklerin larvalarını yok ediyoruz. Güzel bir solarizasyon yaptığımızda ağustos şeffaf naylonu kaldırdığımızda toprak ipek gibi oluyor.” diye konuştu.

"Antalya'ya Solarizasyon Etkisi"

Antalya’nın örtü altı üretimde başarısının altında yatan en önemli etkenlerden birinin solarizasyon olduğunu ifade eden Çalış, “Özellikle yayla üretimi yapıldığı Korkuteli, Elmalı’da böyle üretim zamanı yazın solarizasyon yapılamadığı için kök çürüklükleri bakteriyel hastalıklar, yabancı ot problemi söz konusu oluyor. Antalya’nın artık mücadelenin başarısı ve örtü altında merkez olmasının sebeplerinin başında gelmesinin nedeni solarizasyonun başarıyla uygulanmasıdır. Burada çok ciddi sebze üreticisi firmalar tohumlarında ciddi yatırımlar yapıyorlar ve dayanıklı çeşitler üretmeye başlıyorlar. Pek çok hastalığa dayanıklı çeşitlerimiz mevcut.” dedi.

Çalış, kültürel mücadeleyle de yapılacak işlemlerin bitkinin lehine, oradaki hastalık ve zararlının aleyhine çevrilmesi olduğunu belirtti.

Dengeli Gübrelemenin Önemi

Topraktan gelecek hastalık etmenlerine karşı bir malç uygulaması yapıldığını dile getiren Çalış, “Sarılıcı bitkileri ipe almak suretiyle toprakla yaprak arasında kalan nem, sıcaklık bakımından uygun olan çevreyi uzaklaştırarak, bitkinin daha iyi gelişmesini sağlayacak ortam hazırlıyoruz. Hastalık ortamını ortadan kaldırıyoruz. Basit kültürel önlemlerle zararlıların önüne geçiyoruz. Ülkemiz şuan su fakiri ülkeler konumunda suyu ekonomik olarak kullanıyoruz. Damlama sulamayla bitki besin maddelerini ve suyu bitkinin köküne veriyoruz. Vahşi sulama ve yağmurlama sulamadan kaçınmamız gerekiyor. İyi bir bakım yapılması lazım buda iyi bir gübreleme ile yapılabilir. Bitkinin savunma sistemini düşüren azotlu gübrelemeden kaçınmalıyız. Dengeli gübreleri kullanmalıyız.” diye konuştu.

Antalya Kimyasalların En Fazla Kullanıldığı Şehir 3

Sabah Sulamanın Önemi

Üretimde olmazsa olmazlardan olan sulamanın kesinlikle sabah yapılması gerektiğine vurgu yapan Çalış, “Sabah sulamasıyla güneş ışınları toprağa kadar gelecek bitkiler arasında oluşacak nemi, sıcaklığın buradan uzaklaşmasını sağlayacak. Bunun tam tersi akşamüzeri sulama yaptığımızda gerek seranın gerekçe açıkta üretim yapıldığında ortam sıcaklığına uygun olacağı için bitki hastalıklarına davetiye çıkacaktır.” dedi.

Çalış, pestisit problemine karşı en çok tercih edilen çevre dostu, yeşil mutabakata uygun yöntemin biyolojik mücadele olduğunu belirtti.

Manavgat'ta Hortum 2 Tonluk Bungalovu Sürükledi! Karavan Araçların Üzerine Uçtu Manavgat'ta Hortum 2 Tonluk Bungalovu Sürükledi! Karavan Araçların Üzerine Uçtu

"Kumluca Pilot Bölge Olabilir"

Biyolojik mücadelede bir canlıyı diğer bir canlıyla kırdırtmak olduğunu ifade eden Çalış, “Bu mücadele ajanların bir takım özellikleri var. Toprağa atıldığında hastalık etmeninden daha fazla gelişerek rekabet gücü olmalı. Günümüzde çok yaygınlaştı. Şuan piyasada bulabiliyoruz. Antalya lider konumda. Tarım ve Orman Bakanlığı Kumluca’yı pilot bölge seçmeli organik ve sürdürülebilir tarımda izin verilen çevre dostu kimyasallar dışında hiçbir şeye izin verilmemelidir. Farkındalık oluşturarak bir marka değer ortaya çıkabiliriz” açıklamalarında bulundu.

Antalya İş Dünyası Boykot Çağrılarına Ne Dedi? Antalya İş Dünyası Boykot Çağrılarına Ne Dedi?

Muhabir: İsa Akar