DEM Parti İmralı heyeti, bugün bir kez daha İmralı Adası’na giderek PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştü. Daha önce iki kez Öcalan ile bir araya gelen heyet, bu ziyaretle birlikte üçüncü kez İmralı’da temaslarda bulundu.
Görüşmenin tamamlanmasının ardından heyet, İstanbul Taksim’deki Elite World Hotel’de saat 17.00’de basın mensuplarının karşısına geçti.
Öcalan ile Görüşmeden Kareler Paylaşıldı
Heyetin açıklama yapmadan önce, PKK elebaşı Öcalan ile gerçekleşen görüşmeye ait fotoğraflar basına servis edildi. Görüşmenin içeriği hakkında detaylı bilgi verilmezken, DEM Parti yetkilileri kamuoyuna Öcalan’ın mesajını iletti.
Sırrı Süreyya Önder: "Bunun Sözünü Veriyoruz"
Basın toplantısında konuşan Sırrı Süreyya Önder, barış vurgusu yaparak akademisyenlere, sanatçılara ve bilim insanlarına çağrıda bulundu. Önder, şunları söyledi:
"Aydınlar, sanatçılar ama en çok Barış Akademisyenleri, aşından edilen bilim emekçileri, bu barışta sizin payınız yadsınamaz."
Konuşmasına devam eden Önder, şu ifadeleri kullandı:
"Bu ülkenin bütün evlatlarını, bu kaotik süreçte hayatını kaybeden gençlerimizi ayırt etmeksizin saygıyla ve rahmetle anıyoruz. O annelere evlat, o evlatlara kardeş olacağız. Bir daha böyle günler görmemeyi diliyoruz, bunun sözünü veriyoruz."
Önder ayrıca, "Filiz, kütükten kuvvetlidir. Barış umudunu yeşertmeye gittik. Bunun can suyunu, nefesini bütün bir ülke, kardeşlik ruhu içinde verme umuduyla gittik" diyerek ziyaretin amacını aktardı.
Öcalan'ın Mesajı Okundu
Basın toplantısı sırasında PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj da paylaşıldı.
Öcalan, mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkârının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır."
DEM Parti heyeti, Öcalan’ın yazdığı mektubu devamında şu şekilde paylaştı: "PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur. Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.
Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir. Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir.
Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir. Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır. Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.
Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür. Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir. Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.
Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim."