Dünya genelinde 1 derecelik bir artışa karşılık, Akdeniz havzasında bu artış 1,5 derece olarak gözlemlendi. Özellikle yaz aylarında sıcaklık artışı 2°C'yi aşıyor. Akdeniz’in tropikalleşme sürecinin 2050 yılına kadar hızlanacağını öngörülüyor.
Her Yıl 12 Milyon Hektarın Üzerinde Arazi Çölleşiyor
Dünya nüfusunun yüzde 20’si kurak bölgelerde yaşıyor. 2050’ye kadar yaklaşık 216 milyon insan kuraklık sebebiyle yurdundan olabilir. 2040’ta her dört çocuktan birinin su kıtlığı yaşayacağı tahmin ediliyor. Kuraklık 1970-2019 yılları arasında yaklaşık 650 bin insanın ölümüne doğrudan sebep oldu. Akdeniz havzası ise uzun vadede kuraklık ve su kıtlığı tehlikesiyle karşı karşıya.
Türkiye Kuraklıkta “Aşırı Yüksek” Grubunda
2000-2019 yılları arasında 1,4 milyardan fazla kişi kuraklıktan etkilendi. Küresel ısınma tahmin edildiği gibi 2100 yılına kadar 3 dereceye ulaşırsa kuraklık kaynaklı tarımsal arazi kayıplarının bugünden 5 kat fazla olabileceği öngörülüyor. 2050 yılına kadar 4,8-5,7 milyar insanın, en az bir ay boyunca su kıtlığıyla karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor. Türkiye ise Dünya Kaynaklar Enstitüsü (WRI) verilerine göre 2040 yılında su kıtlığı yaşanması beklenen bölgeler arasında “aşırı yüksek” grubunda yer alıyor.
İklim Değişikliğinden En Fazla Akdeniz Etkilenecek
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada ise son 50 yılda Akdeniz Bölgesi'nde ortalama sıcaklıkların yaklaşık 1,5 derece arttığı belirtiliyor. Yalnızca hava değil deniz suyu sıcaklıkları da hızla yükseliyor. Akdeniz’in bazı bölgelerinde tropikal balık türlerinin daha fazla görüldüğü ve deniz florasının değişime uğradığı gözlemleniyor. Uzmanlar bunun yerel deniz canlıları üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade ediyor.
Su Kıtlığı Ve Gıda Krizi Tehdit Ediyor: Tarımsal Üretimin Önemi Artacak!
Dünyadaki suyun yüzde 78’i tarımsal sulama için kullanılıyor. Sıcak dalgaları ve kuraklığın artışı tarım ürünlerini ve tarım emekçilerini etkileyebilir. Azalan ürün rekoltesini azalan insan üretkenliği takip edebilir. Yağmurlama ve damlama gibi modern sulama sistemleri ve tarımsal üretim planlaması kuraklık birlikte artık daha fazla hayati önem sahip. Kuraklık ve tarımsal üretim kaynaklı yerel krizlerin potansiyel küresel krizler olduğunu da unutmamak gerekiyor.